* Pazara gidip tezgah karıştırmak strese, derde, kedere birebir. Sanki o çulu çaputu harmanlarken midene oturan hazımsızlık hislerini de harmanlıyorsun bir yandan. Çula çaputa dokunun demekten alamıyorum kendimi. Erdk'imin pazarında işte gene öyle bir günde harika bez parçaları bulduk annecimle. Birini hep yapmak istediğim 'before after' için koltuğuma ayırırken bir diğeri de terzi ablanın ellerinde yepisyeni bir eteğe dönüştü. Yeni tanıştığım insanlardan duymaya alışık olduğum o ilk izlenim cümlesini olan ''aa inanmam ben seni falanca yaşta sandım, yok canım şaka yapıyorsun sen o yaşta olamazsın'' gibi cümleleri abladan da duydum en nihayetinde.Ama bu kadar kendinden eminini duymamıştım. Nakışçı abla hiç yaş baş hesabına girmeden '' ilerde ne olmak istiyorsun'' dedi. Annemle sessizce göz göze geldik çok ama çok şey konuştuk gözlerimizle o anda. ''bilmiyorum valla daha düşünmedim'' dedim. Eve dönünce annemle şöyle bir karar aldık.Artık insanlara yaş ve başla ilgili diyaloglara girmek yok halk bize hangi yaşı uygun görürse o bizim kabulümüzdür:)
* Erdk'im yemek konusunda on numara bir yer demiştim. Geleneksel dondurmalı supanglemizi sindirmek için mekanımıza gittiğimiz akşamların birinde büyük bir şok yaşadık. Bence çok çok büyük bir şoktu bu. O mis gibi, taş gibi ruhlu supangle cılk supangle olarak geldi masamıza. Dondurma yavaş yavaş supanglenin kara sularında kayboluyor. Görüntü ürkütücüydü ve bu trajediden nasıl kurtuluruz, ne der de geri veririz diye kibarlığımızdan kıvranıyoruz. Annem ''ben durumu açıklarım şimdi'' diyerek olaya el attı. '' pardon bakar mısınız ufak bir sorun yaşıyoruz dondurmam supangleye kaçtı da'' dedi. Çok acayipti kısa bir sessizlikten sonra garson '' bıçak ya da çatal getirsem tutabilir misiniz dondurmayı'' dedi. Karışık durumlardan sonra supangleden vazgeçtik o gece için:)....Yıllar evvel şimdi ki can dostlarımı bulduğum bir reklam ajansında çalışıyordum. Öğle yemekleri hep bir ''bugün ne yesek'' derdiyle geçerdi. Biz de mi esnafta mı sorun vardı bilemiyorum ama sürekli kendileriyle sorun yaşardık. Kumpir sipariş ederdik kumpir balık kokuyor diye arar geri gönderirdik, profiterol sipariş ederdik koyun kokuyor diye geri gönderirdik. Ama öyleydi sonuçta ya da biz fazla mesaiden bir miktar beyin sulanması yaşıyorduk artık orasını bilemiyorum.O gün koyun kokan profiterolü değiştirmek için mekanı arayıp durumu açıkladığımızda, telefondan sadece şu ses gelmişti '' koyun mu?'' sonra kapattı adam telefonu:)) Hat kesilmiş olsa gerek...
* Erdk'im yemek konusunda on numara bir yer demiştim. Geleneksel dondurmalı supanglemizi sindirmek için mekanımıza gittiğimiz akşamların birinde büyük bir şok yaşadık. Bence çok çok büyük bir şoktu bu. O mis gibi, taş gibi ruhlu supangle cılk supangle olarak geldi masamıza. Dondurma yavaş yavaş supanglenin kara sularında kayboluyor. Görüntü ürkütücüydü ve bu trajediden nasıl kurtuluruz, ne der de geri veririz diye kibarlığımızdan kıvranıyoruz. Annem ''ben durumu açıklarım şimdi'' diyerek olaya el attı. '' pardon bakar mısınız ufak bir sorun yaşıyoruz dondurmam supangleye kaçtı da'' dedi. Çok acayipti kısa bir sessizlikten sonra garson '' bıçak ya da çatal getirsem tutabilir misiniz dondurmayı'' dedi. Karışık durumlardan sonra supangleden vazgeçtik o gece için:)....Yıllar evvel şimdi ki can dostlarımı bulduğum bir reklam ajansında çalışıyordum. Öğle yemekleri hep bir ''bugün ne yesek'' derdiyle geçerdi. Biz de mi esnafta mı sorun vardı bilemiyorum ama sürekli kendileriyle sorun yaşardık. Kumpir sipariş ederdik kumpir balık kokuyor diye arar geri gönderirdik, profiterol sipariş ederdik koyun kokuyor diye geri gönderirdik. Ama öyleydi sonuçta ya da biz fazla mesaiden bir miktar beyin sulanması yaşıyorduk artık orasını bilemiyorum.O gün koyun kokan profiterolü değiştirmek için mekanı arayıp durumu açıkladığımızda, telefondan sadece şu ses gelmişti '' koyun mu?'' sonra kapattı adam telefonu:)) Hat kesilmiş olsa gerek...
![]() |
| çok güzel oldu |

Yorumlar
Yorum Gönder