Yılların adeti Erdk tayfası buluşmasını bu sene (henüz) gerçekleştiremedik. 17 senelik ortaklığımızın merkezi Erdk'te hep beraber öyle bir yer içer, öyle bir demlenir delleniriz ki, bir gün güruh halinde girdiğimiz Saim Bakkal '' yıllardır bu ne beraberlik kooperatif gibisiniz valla'' benzetmesiyle duyduğum en dokunaklı dostluk tanımlamasıyla zihnimizde derin izler bırakmıştır. Geçtiğimiz aylarda tayfayı layıkıyla toparlayamayacağımı anlayınca yıllllar yılllardan sonra birkaç haftalık Erdk sefama başlamaya karar verdim. Sebep itibariyle kendini biiiir süre sallandırmaya adamış bir insanım. Ben sallanırken yanımda, kadim dostumu ve güzel evlatçığını da sallandırmaya karar verdim ve Erdk'in damak, dil, gırtlak, mide adına ne nimetlere sahip olduğunu az çok anlatarak ikna ettim. E çevrem ciddi anlamda yiyici olduğu için de iknalar konusunda hiç endişeye düşmeye de gerek yok. Erdk'ten herkes tok, pek ve löp etle geri döner. Sonuç herkes bolca mutlu:)
bırak olmadı sana, biraz büyü sonra tekrar deneriz'' dedi. Açıkçası biraz bozuldum ama bıraktım da.
* Kadim dostum evlatçıkla çok uğraştı abla dedirmek için, Duygu diyesi var çocuğun bozmamak lazım.
* Yavrucuk bana 'kurt babanne' muamelesinin tatlı versiyonunu yaptı. ''Duygu senin ayakların neden küçük peki bir de burnun neden küçük'' dedi. E evlat haklı ana baba maşallah boy pos endam insanları.
* Mini bir insanla bu kadar uzun süre bir arada kalmamıştım (1 hafta). Hele lise dostumun, sıra arkadaşımın evlatçığı olunca daha tuhafsadım. Hangi ara dedim, ne zaman, ben neredeydim, bütün bunlar da ne demek oluyor dedim. Bi soğudum geçen zamandan.
* Evlatçık 6 yaşında ve bu sene 2. sınıfa geçiyor. Aslında kendisi baya küçük bir insan ama çatır çutur gazete haberlerini okuyunca hayattan sohbet edesin geliyor. Bazen anlam veremediğin hareketler yapıyor ve '' neler oluyor hmm niye çocuk gibi davranıyorsun şimdi'' diyebiliyorsun. ''E çünkü ben çocuğum'' diyor tabi o da haklı olarak.
* Dili her şeye dönen yavrucağın anneme Sevim teyze demek yerine uzun süre Selim teyze demesi bence tamamen tercih meselesiydi.
* İyi mi yaptım bilmiyorum ama yavrucağa kumsalda deniz analarından pasta yapmayı öğrettim.( tabi ki ölü olanlardan...gerçi bu da kulağa pek hoş gelmiyor sanırım:)). Neyse, bayıldı tabi hangi çocuk kumsalda deniz anası pastası yapmaktan hoşlanmaz ki? Bir deniz anası, biraz kum, bir deniz anası, biraz kum. Böyle böyle yapılan pasta çocukluğumun kumsal eğlencesiydi. Bir ara yavrucuğun yanından uzaklaştığımda baktım yerde eğilmiş özenli hareketlere bir işler karıştırıyor. Bulduğu bıçakla deniz analarını dört parçaya ayırıyor. Bana baktı ve ''şunları da bir keseyim de bıçağı öyle bırakayım bari'' dedi..Yavaşça uzaklaştım yanından.
* Evlatçık pek bi fırlak zamane çocuğu denilenlerden. Her şeyi biliyor, her şeye lafı var. Ama geçen eve hırsız girmiş. Biz de 3 kadın korka korka kapıyı araladık ve sürekli aramızda olay üzerine tartışıyoruz. O çok bilmiş çocuk bacak aramızda puppy misali dolanıyor, sesi çıkmıyor, soğuk soğuk ter akıtıyor. Ayy dedim her şeyi bilen küçük adam gel bakayım kucağıma ne her şeyi bilmesi:)
Ayrıca: Acayip bir deneyim için, özenle fırçalanmış dişlerden sonra, ağızda bekletilen 1 bardak şaplı su gibisi yok. Gerçekten acayip, ve böylesi bir kamaşıklık yok. Denesene:)
* Yıllardan sonra Erdk'te internet kafedeyim. Mekanda 10 sene evvel sıkışıp kalmış old school insanlar vardı. Göz göze gelmemeye özen gösterdim. Ya ben de sıkışıp kalırsam diye internet kafe fobisi edinme sınırlarında gezdim.
* Kadim dostum aynı zamanda spiritüel kadim dostumdur. Dışarıda yemekteyiz, dedi ''bana bir şeyler oluyor, zihnimde iki kişi görüyorum evin etrafında dolanıyor ve niyetleri safça değil olsa gerek''. Hemen eve geçtik ve kapımızı ardına kadar açık bulduk. Her şey tuhaf olmak zorunda ya hani, o yüzden evden çalınan hiçbir şey yok bir şey dışında...Bir çift terliğin teki..Spiritüel kadim dostum ''bu iş hayra alamet olmasa gerek, tek kalan terliği denize atmak gerek, böyle manyakça hırsızlık mı olur, olursa hiç sağlıklıca olmaz biz bu terliği denize atalım'' dedi. Terliği denize atmak hmmm otu, çöpü plastiğinden kağıdına kadar neredeyse renklerine göre ayıran bir aile olarak bu büyük bir vicdan azabı olacaktı bizim için. Neredeyse az gayretle 4 tarafı deniz olacak olan Erdk'imde tüm gece dolandık ama o terlik denizde yüzecek cesareti bulamadı:/
::evlatçıkla kısa kısa::
* Hoop daha vapurdan yeni iniyoruz kadim dostum ''yavrucuğun elinden bi tutsana'' dedi. Sonra da ''bırak* Kadim dostum evlatçıkla çok uğraştı abla dedirmek için, Duygu diyesi var çocuğun bozmamak lazım.
* Yavrucuk bana 'kurt babanne' muamelesinin tatlı versiyonunu yaptı. ''Duygu senin ayakların neden küçük peki bir de burnun neden küçük'' dedi. E evlat haklı ana baba maşallah boy pos endam insanları.
* Mini bir insanla bu kadar uzun süre bir arada kalmamıştım (1 hafta). Hele lise dostumun, sıra arkadaşımın evlatçığı olunca daha tuhafsadım. Hangi ara dedim, ne zaman, ben neredeydim, bütün bunlar da ne demek oluyor dedim. Bi soğudum geçen zamandan.
* Evlatçık 6 yaşında ve bu sene 2. sınıfa geçiyor. Aslında kendisi baya küçük bir insan ama çatır çutur gazete haberlerini okuyunca hayattan sohbet edesin geliyor. Bazen anlam veremediğin hareketler yapıyor ve '' neler oluyor hmm niye çocuk gibi davranıyorsun şimdi'' diyebiliyorsun. ''E çünkü ben çocuğum'' diyor tabi o da haklı olarak.
* Dili her şeye dönen yavrucağın anneme Sevim teyze demek yerine uzun süre Selim teyze demesi bence tamamen tercih meselesiydi.
* İyi mi yaptım bilmiyorum ama yavrucağa kumsalda deniz analarından pasta yapmayı öğrettim.( tabi ki ölü olanlardan...gerçi bu da kulağa pek hoş gelmiyor sanırım:)). Neyse, bayıldı tabi hangi çocuk kumsalda deniz anası pastası yapmaktan hoşlanmaz ki? Bir deniz anası, biraz kum, bir deniz anası, biraz kum. Böyle böyle yapılan pasta çocukluğumun kumsal eğlencesiydi. Bir ara yavrucuğun yanından uzaklaştığımda baktım yerde eğilmiş özenli hareketlere bir işler karıştırıyor. Bulduğu bıçakla deniz analarını dört parçaya ayırıyor. Bana baktı ve ''şunları da bir keseyim de bıçağı öyle bırakayım bari'' dedi..Yavaşça uzaklaştım yanından.* Evlatçık pek bi fırlak zamane çocuğu denilenlerden. Her şeyi biliyor, her şeye lafı var. Ama geçen eve hırsız girmiş. Biz de 3 kadın korka korka kapıyı araladık ve sürekli aramızda olay üzerine tartışıyoruz. O çok bilmiş çocuk bacak aramızda puppy misali dolanıyor, sesi çıkmıyor, soğuk soğuk ter akıtıyor. Ayy dedim her şeyi bilen küçük adam gel bakayım kucağıma ne her şeyi bilmesi:)
:::genel olarak kısa kısa:::
* Dillere destan ameliyatım sonrası haftalarda ağrılar dayanılmaz olmaya başladı. Yetti haplar lap lup yutmak diyip aktarcı dedeme gittim. Dedim ''dedem bana anason lazım çok acil'' ''anasonu naparsın'' dedi. ''çiğnerim yutarım artık ne denk gelirse yeterki bitsin şu ağrılar'' dedim. ''Anasonla o işler olmaz, benim sana vereceğimi suda erit sabah akşam ağızında tut, sonra gel bana raporunu ver'' dedi. Aktarcı dedem görmüş geçirmiş ne verse başım üstüne rahatlığıyla '' tabi dedem, ala dedem, bittabi dedem'' dedim. ''O zaman al bu şapı sabah akşam ağzında gevele'' dedi. ''şap mı?'' dedim '' şap'' dedi..Ayrıca: Acayip bir deneyim için, özenle fırçalanmış dişlerden sonra, ağızda bekletilen 1 bardak şaplı su gibisi yok. Gerçekten acayip, ve böylesi bir kamaşıklık yok. Denesene:)
* Yıllardan sonra Erdk'te internet kafedeyim. Mekanda 10 sene evvel sıkışıp kalmış old school insanlar vardı. Göz göze gelmemeye özen gösterdim. Ya ben de sıkışıp kalırsam diye internet kafe fobisi edinme sınırlarında gezdim.
* Kadim dostum aynı zamanda spiritüel kadim dostumdur. Dışarıda yemekteyiz, dedi ''bana bir şeyler oluyor, zihnimde iki kişi görüyorum evin etrafında dolanıyor ve niyetleri safça değil olsa gerek''. Hemen eve geçtik ve kapımızı ardına kadar açık bulduk. Her şey tuhaf olmak zorunda ya hani, o yüzden evden çalınan hiçbir şey yok bir şey dışında...Bir çift terliğin teki..Spiritüel kadim dostum ''bu iş hayra alamet olmasa gerek, tek kalan terliği denize atmak gerek, böyle manyakça hırsızlık mı olur, olursa hiç sağlıklıca olmaz biz bu terliği denize atalım'' dedi. Terliği denize atmak hmmm otu, çöpü plastiğinden kağıdına kadar neredeyse renklerine göre ayıran bir aile olarak bu büyük bir vicdan azabı olacaktı bizim için. Neredeyse az gayretle 4 tarafı deniz olacak olan Erdk'imde tüm gece dolandık ama o terlik denizde yüzecek cesareti bulamadı:/

Yorumlar
Yorum Gönder